Digitürk Sana Ne Kadar Koysam Az

6 Nisan 2011 Çarşamba § 0

Blogger'i engelelttiniz için size çok pis sövdüm, bilesiniz.
Lan 2-3 blog maç yayını yapıyor diye komple site mi kapattırılır? Sizin anlayışınıza, düşünce yapınıza koyayım.

Neyse fazla sövmeden yazıyı bitireyim.

Bu arada blogger'in açık olduğunu bir arkadaşım sayesinde öğrendim, Allah razı olsun. Malum son zamanlarda nete fazla giremediğim için takip edemiyordum.

Teşekkürler ilnevyA!

3 Mart 2011 Perşembe § 3

Kanka (ilnevyA) sen olmasan ben bu blog camiasında ne yapardım bilmiyorum. Gerçi sen olmasan blog camiasına hiç girmemiş olurdum orası ayrı.

Yazı yazarım, başlık bulursun. Yazacak konu bulamam, konu bulursun. Yazım hatalarım denetlersin. Yazıların yazımı ile ilgili fikir bile verirsin.

Blog nikimi sen seçtin (o gün ne gülmüştük be), profil fotoğrafım için fikir verdin. Bloguma tema bile seçtin.

Senin hakkın ödenmez lan. Bir de Pes'de her maç seni yenebilsem süper olacak..

Alt'ın Üst Olması

17 Şubat 2011 Perşembe § 0

Bugün öğrendim ki benden sonra üni'ye giren arkadaşım benden önce mezun oluyor. Psikolojim nasıl bozuldu bir bilseniz. Okula, derslere söve söve bir hal oldum.

Korkuyorum ki kardeşim de üni'ye girip benden önce mezun olacak.

Bu konuda çok yazmak istiyorum fakat burada kessem iyi olacak. Yoksa güzel Türkçe'mizin naçizane örneklerini sıralamaya başlayacağım...

Ah Şu Eski Zamanlar

9 Şubat 2011 Çarşamba § 0

Dün bir arkadaşımla telefonda konuşurken bana şöyle bir soru sordu "Oturduğun mahallede dışarıda oynayan çocuk gördün mü?" Odamın penceresinden dışarıya baktım, hiç çocuk sesi gelmiyordu.

Halbuki bizim zamanımızda böyle miydi? Okuldan gelip dışarıya çıkmak için can atardım. Mahallede maç yapmaya, arkadaşlarla muhabbet etmeye, avare avare gezmeye, akla gelen mantıklı/mantıksız her fikri uygulamaya bayılırdık. Hele ki akşam karanlığında saklambaç oynamak bir başkaydı.

Mahalledeki çoğu insanı tanırdım. Muhabbetim olsun olmasın kimin nerede oturduğunu bilirdim. Arkadaşların annelerinin gün içinde mahalledeki tüm çocukları yemeğe çağırdığı olurdu. Utana sıkıla gidilen yemekler, üstündeki utangaçlık atıldıktan sonra eğlenceye dönerdi.

Daha çocuk yaşımızda arkadaşın bana "annenden para al sinemaya gidelim" dediğini hatırlıyorum. Filmi bile hatırlıyorum, Oyuncak Hikayesi 2'ydi.

Ya yaptığımız mahalle maçlarına ne demeli?

Mahalledeki çocuklarla bir aradayken birisi koşarak ve bağırarak gelir "heyyy arka mahalle caminin önünde maç yapalım diyor, haydi gidelim" hemen koşarak caminin önüne gidilmeye başlanır. Tabi bu arada kaleci kim olacak kavgası, ilerde kim olacak kavgası yapılır. Rakip takımla karşılaşılınca son maçta galip gelindiyse o yüzlerine vurulur. Eğer son maçta mağlup olunmuşsa eski farklı galibiyetler hatırlatılarak durum eşitlenmeye çalışılır.

Muhabbetten sonra maça geçilir. önce topla kimin başlayacağını seçilmek için "yaş mı kuru mu" yapılır. top seçildikten sonra maça başlanır. Maç içinde hakem olmadığından yapılan fauller dünyada eşi benzeri olunmayacak şekilde müzakere ile çözüme ulaştırılır. Atılan gollerin en büyük tartışması kale ağları olmadığından kalecinin belini veya boyunu geçti tartışması olur. İki taraf dünyanın en büyük meselesi gibi birbirini ikna etmeye çalışır. Gerçi nasıl büyük mesele olmasın o yaşlarda rakip mahalleye gol atmanın zevki hiç birşeye değişilmeyecek 3-4 şeyden biriydi.
Maç bittikten sonra kazanan mahalle kendi içinde galibiyeti kutlar, kaybeden mahalle de kimin hataları yüzünden kaybedildiyse o kişiyi suçlar.

Şimdiki çocuklar bunları yapmayarak çok şey kaybediyor...

Artık Yazamıyorun

26 Ocak 2011 Çarşamba § 0

Son 1 aydır bloga yazmak istediğim halde yazamıyorum...

Konu bulamıyorum, bulduğum zaman yazıya dökemiyorum..
Bakalım ne zamana kadar bu durum devam edecek..

Rüyamda Evleniyordum!

10 Aralık 2010 Cuma § 0

Geçenlerde rüyamda kendimi evlilik hazırlığı yaparken buldum. Hem de hiç istememe rağmen...

Neden, niçin bilmiyorum ama ailem özellikle annem beni evlendiriyordu. Tanımadığım etmediğim bir kızla. Kızı hayatta hiç görmemişim. İşin garibi rüyamdaki hayatta da hiç görmemişim. Bizim hazırlıklar gittikçe hızlanıyor, damatlık beğeniliyor. O sıralar bende ki psikoloji de gitgide çöküyor, kalbim kriz geçirme moduna giriyordu.

Bütün hazırlıklar tamamlandı geldi çattı nikah günü. Hani bir gelin istemediği biriyle zorla evlendirilirken, damat almadan önce odasında tek başına kara kara düşünüyor ya işte benim rüyamda bu durum tam tersiydi. Gelini almaya gitmeden önce odamda kara kara düşünüyorum "Ben şimdi ne yapacağım?" "Evliliğe hazır değilim" diye.. Ben bunları düşünürken tam gelini almaya gideceğimizi haber verecek olan kişi kapıyı çalar ve birden mucize gerçekleşir. Ben uyanırım!

O uyanma anındaki rahatlama hissimi burada kelimelere dökerek anlatamam. O ne güzel duyguydu öyle. Uyandığımda fark ettim ki kalbim hızlıca çarpıyordu. Belli ki o da hazır değildi evliliğe :)

Şoku atlatıp kendime geldiğimde içimden "Allah'ım çok şükür rüyaymış" derken buldum kendimi...

Çok şükür de rüyaymış. Gerçek olsaydı ben kalpten giderdim herhalde :)

Çocukluk Anıları

4 Aralık 2010 Cumartesi § 3

Çocukken o kadar yaramazmışım ki annem hala daha o günleri yad ederken iç geçirir. Hazır kankamız thebiglebowski mimlemiş bizi anlatmaya başlayayım. Yalnız ben anıları ilkokul öncesiyle kısıtlı tutmayacağım.

Bir gün annem bana para verdi "Al şu parayı git fırından hamur al, kızartıp yiyelim" dedi. Tamam diyip koyuldum yola. Fırın 5-10 dk'lık mesafedeydi. Ben kendi halime yürüyerek giderken aniden rüzgar çıktı. Rüzgar çok sert esiyor, arada 3-4 sn'liğine durulup yeniden esmeye başlıyor. Benim aklıma "Parayı yere koyayım rüzgar uçurtsun bende yakalayayım" fikri geldi. Parayı yere koydum, rüzgar esti ama ben babayı yakaladım. Para direk dikenliklerin arasına girdi, oraya da girmek imkansız. Aklımdan "Olum Asi şimdi miki yedin" gibi düşünceler geçerken kafamın üstünde aniden ampul belirdi. Gittim bizim bakkala "Annem sendne şu kadar borç istiyor, yarın verecekmiş" dedim. Aldım parayı doğru fırına. Hamuru alıp anneme verdim. Ertesi gün bakkal beni sokakta oynarken gördü "Annen borcu verdi mi?" diye sordu. Bende hemen "Oğluna verdim" diyip yırttım durumdan.
Lan daha ilkokula bile gitmeden nasıl düşünmüşüm bunu hayretler ediyorum kendime..

Annemle dışarı çıkmışız, misafirliğe mi pazara mı ne gidiyoruz. Ben önden yürüyorum. Yolun ortasında bulunan rögar kapağını gördüğüm gibi üstüne basıp geçtim. Bir yandan yürüyorum bir yandan da annem basacak mı diye arkama basıyorum. Annem basmadan geçti. Ben "niye basmadın, git bas" diye tuturdum. Annem de çocuk inadı geçer diye düşünmüş olacak ki yürümeye devam etti. Ben başladım bağırıp, çağırıp ağlamaya. Kendimi yerlere atıyorum "neden basmadın, git bas" diye. Zavallı annem baktı ki ben durulmayacağım o kadar yolu tekrar geri dönüp, basıp, yoluna devam etti.
Şimdi bunları yeniden gözümün önüne getirdim de gülmekten az daha sandalyeden düşüyordum :))

Sokakta oynamayı çok seven biriydim. Anne zoruyla eve girerdim. Günlerden bir gün yine çıktım dışarı. Nerden aklıma estiyse amcamlara gitmek aklıma gelmiş. Arada da bir dünya yol var yani. Ben yürüye yürüye amcamlara gittim. Kapıyı çaldım içeri girdim. Yengem beni görünce şok içine giriyor. "Senin ne işin var burda" diyor. Nasıl demesin bunu? Daha ilkokula gitmeyen biri o kadar yolu tek başına yürüyerek gelmiş. Hemen annemi arıyor, annem de meraktan her yerde beni arıyormuş o sıra. Yenem telefonu bana veriyor ve benim söylediğim ilk şey "Anne merak etme kenariyeden geldim" Sonrasında ise anneme teslim ediliyorum.

Hani dedim ya ben sokakta oynamayı çok seviyorum diye, bazı günler sabahın köründe dışarı çıkarmışım. Üst baş değiştirme de yok. Direk pijamalarımda dışarı.. Hatırladığım kadarıyla böyle dışarı çıktığım günlerden birinde mahalleden bir abla beni görüp yanıma gelmiş. Bu saatte burada ne işin var gibi.
Şimdi aklıma geldi de hadi ben çocuk aklıma o saatte dışarı çıktım. Senin ne işin vardı o saatte dışarıda?

Vee sıra geldi en bomba anıma. Bu anı ilk okul 1'deyken geçiyor..
Ramazan ayındayız ve mahallenin davulcuyu sınıftaki en samimi arkadaşımın dedesi. Bir gün bana "Asi yarın davul çalarken çık dışarı, ben dedemle geziyorum sende gelirsin bizle" dedi. Hiç düşünmeden "tamam" dedim. Gece davul çalarken kendiliğimden uyandım, aklıma hemen arkadaşın dedikleri geldi. Hiç zaman kaybetmeden üstümü değiştirip apartmana attım kendimi. Tam apartman kapısını açıp dışarı çıkacaktım ki aklıma "Ya dışarıda ayılar varsa ve beni yerse" geldi. İçimi korku kapladı çık dışarı çıkabilirsen.. Biraz düşündükten sonra anlaşıldığı üzere götüm yemediğinden eve döndüm.
Ulen bende de ne hayal gücü varmış. Şehrin ortasında ayının ne işi var aq :D

Şimdilik bu kadar anı yeter. Devamını daha sonra yazarım :)

Bende ilnevyA'yi mimliyorum. Maksat değişiklik olsun :)